Katkı maddeleri kanserojen midir?

Kanser, hücrelerin normal büyüme ve ölüm düzeninin bozulması sonucu kontrolsüz şekilde çoğalmasıyla ortaya çıkan geniş bir hastalık grubudur.

Kanserin gelişiminde genetik yatkınlığın yanı sıra sigara, alkol, ultraviyole ışınları, bazı enfeksiyonlar, çevresel kimyasallar ve beslenme alışkanlıkları gibi birçok faktör rol oynayabilir.

Gıda katkı maddeleri de zaman zaman kanser riskiyle ilişkilendirilmektedir. Ancak bütün katkı maddelerini aynı şekilde değerlendirmek doğru değildir.

Katkı maddeleri nasıl değerlendiriliyor?

Bir katkı maddesinin kansere neden olduğu açık ve güçlü kanıtlarla gösterildiğinde gıdalarda kullanımına izin verilmez.

Örneğin geçmişte renklendirici olarak kullanılan Red 2G, vücutta aniline dönüşebildiği gerekçesiyle yasaklanmıştır.

Bununla birlikte bazı katkı maddelerinde durum daha karmaşıktır. Hayvan deneylerinde belirli etkiler görülse bile aynı etkinin insanlarda oluşup oluşmadığı her zaman kesin olarak bilinmeyebilir.

Bu nedenle değerlendirmelerde şu noktalar dikkate alınır:

  • Maddenin tüketilen miktarı
  • Ne kadar sık tüketildiği
  • Vücutta hangi bileşiklere dönüştüğü
  • İnsan çalışmalarından elde edilen kanıtlar
  • Deney hayvanlarında görülen etkiler

Bir maddenin tehlike sınıfına alınması, o maddeyi içeren her ürünün tüketildiğinde mutlaka kansere yol açacağı anlamına gelmez. Tüketim miktarı ve maruz kalma süresi de önemlidir.

Nitrit ve nitratlara neden dikkat edilmeli?

Nitrit ve nitrat tuzları, özellikle işlenmiş et ürünlerinde bakteri gelişimini önlemek ve ürünün dayanıklılığını artırmak amacıyla kullanılabilir.

Etiketlerde şu kodlarla karşılaşabilirsiniz:

  • E249
  • E250
  • E251
  • E252

Bu maddeler bazı koşullarda vücutta nitrozamin adı verilen kanserojen bileşiklerin oluşumuna katkıda bulunabilir.

Bu nedenle nitrit ve nitratların gıdalarda kullanılabileceği miktarlar sınırlandırılmıştır. Sucuk, salam, sosis ve benzeri işlenmiş et ürünlerinin sık tüketilmemesi, genel olarak daha ihtiyatlı bir yaklaşımdır.

Siklamat neden bazı ülkelerde yasak?

Siklamat (E952), düşük kalorili ürünlerde ve bazı içeceklerde kullanılan yapay bir tatlandırıcıdır.

Hayvan çalışmalarında çok yüksek dozlarda bazı olumsuz sonuçlar görülmüştür. Bununla birlikte mevcut veriler, siklamatın insanlarda kansere neden olduğunu kesin olarak göstermek için yeterli kabul edilmemiştir.

Bu nedenle siklamat, kanserojen olup olmadığı konusunda yeterli kanıt bulunmayan maddelerin yer aldığı grupta değerlendirilmiştir.

Ülkelerin yaklaşımı ise farklıdır. Siklamatın ABD’de kullanımına izin verilmezken Avrupa Birliği dâhil birçok bölgede belirli sınırlar içinde kullanılabilmektedir.

Aspartam hakkındaki sınıflandırma ne anlama geliyor?

Aspartam (E951), şekersiz veya düşük kalorili birçok üründe kullanılan yapay bir tatlandırıcıdır.

Aspartam, 2023 yılında Uluslararası Kanser Araştırmaları Ajansı tarafından “insanlar için olası kanserojen” olarak sınıflandırılmıştır.

Bu sınıflandırma, aspartamın normal miktarlarda tüketildiğinde kesin olarak kansere neden olduğu anlamına gelmez. İnsan çalışmalarındaki kanıtların sınırlı olduğunu ve konunun daha fazla araştırılması gerektiğini gösterir.

Yine de sık ve yüksek miktarda tatlandırıcılı ürün tüketmek yerine su, sade süt veya şekersiz içecekleri tercih etmek daha dengeli bir yaklaşım olabilir.

Ne yapabiliriz?

Kanser riski tek bir gıda veya katkı maddesine bağlı değildir. Genel beslenme düzeni, tüketim sıklığı ve yaşam tarzı birlikte değerlendirilmelidir.

Günlük hayatta uygulanabilecek birkaç basit adım vardır:

  • İşlenmiş et ürünlerini sık tüketmemek
  • Çok sayıda katkı içeren ürünleri sınırlamak
  • Şekersiz olarak sunulan ürünlerde kullanılan tatlandırıcılara bakmak
  • Mümkün olduğunca sade ve az işlenmiş gıdaları tercih etmek
  • Aynı ürünün daha kısa içerik listesine sahip alternatifini seçmek

Akılda tutulması gereken

Her katkı maddesi kanserojen değildir. Ancak bir maddenin kullanımına izin verilmiş olması, o maddeyi içeren ürünlerin sınırsız tüketilebileceği anlamına da gelmez.

En güvenli yaklaşım, tek bir katkı maddesine odaklanmak yerine katkı maddesi yoğun ve aşırı işlenmiş ürünlerin toplam tüketimini azaltmaktır.